VERİMLİLİK MAKALELERİ

 YENİLENEBİLİR ENERJİ NEDİR?

Enerji verimliliği, bir işi gerçekleştirmek için mümkün olan en düşük miktarda enerji kullanmak anlamına gelmektedir.Peki ne faydası vardır verimli enerjinin derseniz. Enerjinin daha verimli kullanımı, ev sahiplerinin, okulların, devlet dairelerinin, iş ve endüstriyel çevrelerin enerji kaynaklarına daha az para ödemesi şeklinde ekonomiye yansır. Bu sayede yapılabilecek olan tasarrufun göz ardı edilemeyen bir miktarı temsil edebileceğinden, bu miktar, tüketici ihtiyaçlarına, üretime, eğitim ve halkın ihtiyaç duyduğu çeşitli hizmetlere harcanabilir. Evde veya iş yerlerinde enerji verimliliği, binanın ısınma, serinleme ve aydınlanması için daha az enerjinin kullanılması demektir.

Sadece evlerde değil işyerlerinde de aydınlatma amaçlı kullanılan tüm lambaları, normallerinden 5 kat daha az enerji tüketen ve 10 kat daha uzun ömürlü olan kompakt floresan lambalar ile değiştirmek gerekir. Standart lambaların ömrü 750-900 saat (150 gün) iken, kompakt floresan lambaların ömrü 10,000 saat (2000 gün) kadardır. En başta yüksek fiyatlara satılan kompakt floresan lambaları iki yılda amorti etmek mümkün olduğundan, enerji koruyucu lambalar satın alarak aydınlatma maliyetini yüzde yetmiş beş (75%) azaltmak mümkündür.

Örneklendirecek olursak, bir salon, iki oturma ve bir yatak odası, bir mutfak ve banyodan oluşan 100 metrekare’lik bir dairede, günde 5 saat aydınlatma için normal lambalarla 3250W enerji tüketilirken, kompakt fluoresant lambalar kullanıldığında sadece 650W enerji tüketilir. Bunun esas nedenlerinden biri normal lambaların çalışmak için ihtiyaç duydukları enerjinin önemli miktarını aydınlatmada değil, ısıtmada tüketmeleridir.

Aydınlatmada alınacak önlemler arasında kullanmadığımız odaların lambalarını kapatmak ve bina dışı aydınlatma lambalarını sadece gerektiği zaman kullanmak geliyor. Bu sistemi sağlamak için otomatik olarak ışığı kapatan ve açan fotosel üniteler veya zaman ayarlayıcılar kullanabiliriz. Kirli ve tozlu lambaların yüzde yirmi beş (25%) daha fazla enerji tükettiklerini unutmayarak, daha iyi çalışmaları için lambaları kuru bir bezle temizlemek önemlidir. Gündüzleri aydınlanmayı sağlamak için evdeki lambaları kullanmak yerine perdeleri açarak güneş ışığından faydalanmak hem enerji sarfiyatını önler hem de daha sağlıklı bir ortam yaratır.

Kullandıkları enerji miktarı açısından incelenilmesi gereken beyaz eşyalar arasında bulaşık ve çamaşır makinelerine ek olarak buzdolabı ve derin dondurucular gelmektedir. Kısa süreli yıkama ve durulama özellikli bulaşık makineleri daha az su ve elektrik enerjisi tükettiklerinden tercih edilmelidirler. Makineyi odaya yerleştirirken çevresinde en az 5 santim boşluk kalması, makinenin ısınmasından dolayı oluşan sıcak havanın kolayca dağılmasını sağlayacağından ve aksi durumda daha fazla enerji harcanacağından dolayı önemlidir.

Bulaşık makinesi kullanımında, bulaşıkları makineye koymadan önce soğuk suda çalkalamaya gerek yoktur. Makineyi yarı dolu veya aşırı dolu halde kesinlikle çalıştırmamalı ancak mutlaka dolu halde iken çalıştırmalıyız. Yarı dolu halde kullanılan makineler, dolu halde çalışan makinelerle aynı enerji, deterjan ve suyu tükettiğinden bu durum tercih edilmemeldir. Bunlara ek olarak, az kirli bulaşıklar için kısa veya ekonomik devirli, düşük sıcaklıklı programları kullanmak en doğru seçim olacaktır.

Yaz aylarında oluşan yüksek ısı ve nemi azaltmak için sabah veya akşam saatlerinde yıkama yapılması ve bulaşıklar için sıcaklığın yaklaşık 60 derece olması gerekir. Ancak unutmamak gerekir ki 50 derecede de bu işlemi gerçekleştirmek mümkündür. Bu yöntem sayesinde yüzde on (10%) daha az enerjiye ihtiyaç duyarız. Makineyi çalıştırdığımız süre boyunca banyo ve mutfakta mümkün oldukça aşırı su kullanmamak gereklidir. Bulaşık makinesi satın alırken verimli ömür maliyetini hesaplamak doğru seçimi yapmakta bize yardımcı olacaktır. Satılan tüm makinelerin verimli ömür maliyeti, satın alma fiyatına ek olarak yıllık enerji maliyeti, tahmini ömrü ve iskonto faktörünün çarpımı ile elde edilen rakamdır. Pazardaki bulaşık makinelerinin ortalama ömrünün 12 yıl ve iskonto faktörününün 0.84 olduğunu düşünecek olursak, buna göre en önemli faktör yıllık enerji maliyetidir.

   Elektrik ve Su Masraflarımızı Nasıl Azaltabiliriz?

Sürekli artan elektrik masrafları ülkemizin yüzleşmek durumunda kaldığı en büyük enerji sorunları arasında ön sırada gelmektedir. Peki elimizdeki faturaları mümkün olan en çok miktarda nasıl kısabiliriz? Yapmamız gerekenler aslında düşündüğümüzden çok daha basit.Alacağımız bir kaç önlem bizlere daha iyi az faturalar ödemeye yardımcı olacak.

Artan sıcaklarla birlikte klima ve soğutucuların ayarı yükselince, elektrik ve benzeri giderlerin neredeyse iki katına çıkacağı kesin. Kabaran faturalara eklenen zamları da düşününce insanın içinin kararmaması imkansız. Bu duruma getirilebiecek en etkili çözüm – tasarruf! Bu alandaki uzmanlara göre, alınacak belirli tedbirler sayesinde enerji harcamalarımızda yüzde elli (50%) tasarruf sağlamak mümkün.

Evlerimizde elektrik ve suyu verimli olarak kullanmamız mümkündür. Ancak gerekli tasarrufu sağlamak için öncelikle alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekmektedir. En basit tasarrufların başında evdeki tüm lambaları enerji tasarrufu sağlayanlarla değiştirmek, evde soba veya klima gibi sıcaklığı ayarlayan aletler çalışırken yalıtımın iyi yapılmış olması ve ısı kaybını önlemek için herhangi bir pencere veya kapının açık bırakılmaması geliyor. Bu yaklaşımlar enerji sarfiyatını yarı yarıya azaltıyor. Evlerde ısınmak için kalorifer peteğinin üstünü açık tutmak bu aletlerin gereğinden fazla çalışmasını engellediği için etkili tedbirlerden biri olarak görülüyor.

Evimizde ihtiyaç duyduğumuz fırın, ocak, buz dolabı, derin dondurucu, çamaşır ve bulaşık makinesi gibi elektrikli ev aletlerini satın alırken sadece ucuz olmalarına bakarak karar vermek doğru değildir. Bu ev aletlerinin işletme maliyetini belirleyen kullandıkları elektrik enerjisi ve su gibi kaynakları düşünmek büyük önem taşır. Örneğin, bir çamaşır makinesi satın alırken her bir yüklemede yıkayacağı çamaşır miktarı yanında tüketeceği su ve elektrik enerjisi miktarına da dikkat edilmelidir. Bazı durumlarda bu aletlerin işletme maliyetlerinin düşündüğümüzden çok daha yüksek olabileceğini akılda tutarak, işletme maliyeti verimli olan ev aleterine yönelmeliyiz. Bunun bir nedeni de, elektrikli aletlerin işletme maliyetlerinin yüksek olması gereğinden fazla enerji kaynaklarına ihtiyaç duydukları ve bu nedenle de atmosfere gereğinden fazla sera gazı salgıladıklarının bir göstergesidir. Toplu anlamda incelenecek olursa, başta karbondioksit olmak üzere iklim değişikliğine neden olan sera gazlarının biraraya gelmesi ile dünya genelinde sıcaklıklar artıyor, sel felaketleri ve doğal dengeyi bozan diğer olaylar sık sık görülüyor.

Günlük hayatta ihtiyaç duyduğumuz enerji miktarına ek olarak, evde kullandığımız elektrikli aletlerin çoğu çalıştıkları süre boyunca belirli bir miktarda su tüketimine neden olurlar. Çamaşır ve bulaşık makinelerine ek olarak evlerimizdeki tuvalet rezervuarlarının her boşaltmada ne kadar su tükettiğine dikkat etmeli ve suyu verimli kullananları tercih etmeliyiz. Yüzümüzü yıkarken, banyo yaparken, dişimizi fırçalarken, sebze ve meyveleri yıkarken düşündüğümüzden çok daha fazla su harcadığımızı ve bu suyun çeşmeden akıp gittği andan itibaren atık suya dönüştüğünü unutmamalıyız. Günümüzde farklı su arıtma teknolojileri geliştirilmiş olsa da, içme suyu ve atık su arıtma maliyeti hala daha çok yüksektir. Yeryüzünün üçte ikisi su olduğu halde sadece yüzde üç (3%)’ünün tatlı su olduğu unutulmamalıdır. Suyu verimli olarak kullanmak bulunduğumuz ortamların hijyen ve temizliğini artırmakla kalmaz, daha ekonomik işletme yapmayı mümkün kılar.

Enerji tasarrufununu kolayca sağlayabileceğimiz başka bir alan ise mutfaktır. Yemeği pişirirken tencerenin kapağını kapatmak veya fırına kıyasla yüzde yetmiş (70%) daha az enerji tüketen mikrodalga kullanmak mutfakta kullandığımız enerji miktarını azaltmak için alabileceğimiz en basit önlemlerdir. Yiyecekleri düz tabanlı tencere ve tepsilerde pişirmek ve bu süreç boyunca tencelere veya tepsilerin tabanları alev aşmamasına önem göstermek gerekir. Kapaksız kapta yemek pişirirken 3 kat daha fazla enerji tüketmek gerektiğini unutmayarak, pişirme süresince kapakların iyice kapalı olduğundan emin olmak ve eğer fırını kullanacaksak aynı anda 2-3 yemeği birden pişirmek enerji tasarrufu açısından önem taşır. Yemek pişirirken fırının kapağını gerekmediği sürece açmamak gerekir çünkü her kapak açılışında içerdeki sıcaklık 25-30 derece düşer.

Unutmamak gerekir ki değişimin gerekliliğinin farkında olmak bu durumda kesinlikle yeterli değildir. Gün geçtikçe kontrolümüz dışında gelişen iklim değişikliğine karşı açtığımız savaşı kaybediyor, çocuklarımıza bırakabileceğimiz en değerli miras olan doğal kaynakları savurgan bir yaklaşım benimseyerek düşünmeden harcıyoruz. Yaşam alanlarımızda alacağımız basit önlemlerle kişisel enerji masraflarımızı kısmakla kalmaz, çocuklarımıza iyi bir gelecek hazırlamak için yeterli zeminin oluşmasına katkıda bulunuruz.

 

           Yenilenebilir Enerji Kullanımı ve Faydaları

Güneşin yeryüzünü ısıtmasıyla okyanus ve derelerden su kütleleri buharlaşır. Bu su buharı yağmur ya da kara dönüşüp tekrar akarsuların içlerine ulaştığı zaman, hidro enerji hidroelektrik santraller tarafından yakalanabilir. Yağmur ve karla beraber güneş ısı ve ışığı bitkilerin büyümesini sağlar. Geleneksel ve modern şeklinde ikiye ayrılan biyokütle enerjisi, her türlü yeşil bitkilerden ve hayvan atıklarından oluşan organik ürünlerden elde edilir. Yüzyıllar boyunca ağaç ve hayvan atıklarının yakılarak kimyasal enerjinin ısı enerjisine dönüştürülmesi geleneksel biyokütle olarak adlandırılırken; etanol, metan, ve biyodizel yakıtlarının belirli işlemlerle elde edilmesine modern biyokütle denir.

Modern biyokütleyi yaygın olarak kullanan Çin, Hindistan, ve Brezilya gibi ülkelerde hayvan atıklarından elde edilen metan gazı aydınlanma, pişirme, ve elektrik enerjisi üretiminde kullanılmaktadır. Biyokütleden elde edilen etanol ve biyodizel ise yaygın bir şekilde taşıt yakıtı olarak kullanım görmektedir. Etanolun farklı oranlarda benzin ile karıştırılarak (örneğin 10% etanol + 90% benzin karışımı) araçlarda kullanılmasına rağmen bu durum mısır üretimi üzerinde yapılan araştırmalar incelendiğinde sarfedilen enerji göz önünde bulundurulacak olursa düşünüldüğü kadar avantajlı olmayabilir. İhtiyaç duyulan etanolu elde etmek için gereken mısır miktarını yetiştirmek geniş tarım alanlarına gereksinim kıldığından, bazı ülkelerin bu durumda başka amaçlar için kullanılabilen verimli alanları sırf mısır üretimi için kullanmaları, normalde bu alanlarda sağlıklı bir şekilde büyüyen ağaçların kesilmesine neden olmaktadır.

Benzin ile karıştırılarak kullanılan etanola ek olarak dizel motorları için alternatif bir yakıt sunan biyodizel, bitki ve hayvansal yağlardan üretilmekle birlikte, yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Günümüzde biyodizel doğrudan saf olarak kullanıldığı gibi, belirli oranlarda dizel yakıtı ile de karıştırılabilir. Bu enerji, soya veya çeşitli bitki yağlarının alkol ile kimyasal tepkimeye girmesi sonucu elde edilir.

Yenilenebilir enerji teknolojileri kirleticiler içermediklerinden dolayı çevreyi fosil enerji teknolojilerinden daha az etkilerler ve kaynaklarının bitmesi söz konusu olmadığından sürdürülebilirdirler. Günümüzde gündemde olan sera etkisi ve küresel ısınma gibi konular sebebiyle önem verilen bir konu olan yenilenebilir enerji yatırımlarının çoğunda, yüksek maliyetli enerji dış alımları yerine, tesislerin kurulması için malzeme ve insan gücüne ihtiyaç duyulur. Yenilenebilir enerji için yapılan yatırımlar genelde yapıldıkları yörede kaldıklarından dolayı, bu bölgelerdeki iş imkanları ve lokal ekonomiler için de bir avantaj sağlanmış olur.

Enerji verimliliği, aynı işi gerçekleştirmek için mümkün olan en düşük miktarda enerji kullanmak anlamına gelmektedir. Enerjinin daha verimli kullanımı, ev sahiplerinin, okulların, devlet dairelerinin, iş ve endüstriyel çevrelerin enerji kaynaklarına daha az para ödemesi şeklinde ekonomiye yansır. Bu sayede yapılabilecek olan tasarrufun göz ardı edilemeyen bir miktarı temsil edebileceğinden, bu miktar, tüketici ihtiyaçlarına, üretime, eğitim ve halkın ihtiyaç duyduğu çeşitli hizmetlere harcanabilir.

Evde veya iş yerlerinde enerji verimliliği, binanın ısınma, serinleme ve aydınlanması için daha az enerjinin kullanılması demektir. Enerjisi verimli bir ekonomi, az bir miktarda enerjiye ihtiyaç duyarak gelişebildiği gibi, kirlilik ve enerji birbirine direk olarak bağlantılı olduğundan, bu alanda üretilen atık miktarı da kullanılan yenilenebilir enerji miktarı arttıkça düşer. Bu durum çevreye olan zararın azaltılmasında büyük rol oynamakla kalmaz, aynı anda aile veya işyeri bütcesine de düşünebileceğimizden fazla katkı koyar.

Bunu mümkün kılmak için ülkedeki enerji kurumları, enerjiyi kazanmak ve verimli bir şekilde kullanmak isteyen ev sahipleri için bir takım örnek uygulamalar ve gerçekleştirilmesi mümkün olan enerji verimliliği projelerinin listesini sunmalıdır. Günümüzün önemli bir kısmını geçirdiğimiz ulaşımda ise otomobil ve diğer araçlar için enerji verimliliği, üretimlerinde daha gelişmiş teknolojileri içeren otomobillerin kullanılmalarına imkan sağlanması ve üreticilere bu konuda destek olunması şeklinde düşünülebilir. Enerjisi verimli araçlara ek olarak yakıt ekonomi rehberi ve araç teknolojisi programları hakkında halkı bilgilendirerek daha uygun teknolojileri seçme imkanlarını tüketiciye sunmak önem taşır.

Temiz bir enerji kaynağı sunan yenilenebilir enerjinin kullanıcısına kazandırdığı avantajlardan geniş çapta bahsettik. Yenilenebilir enerji ve enerjisi verimli teknolojileri ev, işyerleri ve ulaşıma entegre ederek çevre korunmasına yardım edebilir ve bu sayede uzun süreli kullanımlarda daha fazla tasarruf edebiliriz. Boyutu her ne olursa olsun ülkemizdeki işyerlerinde yenilenebilir enerji ve enerjisi verimli teknolojileri kullanmak enerji faturalarını ve çevreye olan etkimizi azaltmamızı mümkün kılan en etkili yoldur. Bu sayede enerji verimliliğinden sadece işyeri sahipleri değil, ihtiyaç duyacakları yenilenebilir olmayan enerji miktarının azalmasıyla harcamaları azalan ve bunu, sundukları ürün veya hizmet ücretlerinin fiyatlarında indirimlere giderek yansıtan işyerleri sayesinde müşteriler de yararlanmış olur.

Son yıllarda yaşanan ihtiyaç duyulan petrolü elde etmekteki zorluklardan sonra, bazı ülkeler yabancı petrole olan bağımlılıklarını azaltma girişimlerinde bulundularsa bile gelişmekte olan çoğu ülke hala daha bu durumu azaltmak yerine dışa bağımlılığı artırmak yönünde gitmiştir. Bu durum, ülkelerde enerji politikalarının üzerinde oldukça etkili olmuştur. Dünyanın çoğu yerinde yenilenebilir enerji teknolojileri ve kullanımı üzerine birçok çalışma gerçekleştirilirken, ülkemizin halen hiç sürdürülebilir olmayan olası petrol kaynaklarına ümit bağlaması düşündürücü.

Yenilenen Dünyada Yenilenebilir Enerji Örnekleri


Plastik şişeden bedava ampul

işte insan oğlunun basit bir girişim ile başardığı inanılmaz bir icat. Filipinler'in başkenti Manila’da gerçekleşen yaratıcı bir buluş sayesinde içine sadece su ve çamaşır suyu konulan eski plastik şişelerle evlerin aydınlatılması sağlanıyor. Bu kadar basit bir girişimle aydınlanmak nasıl olur diye soracak olursanız: Bunu mümkün kılmak için önce plastik şişeler genellikle tenekeden yapılmış çatılarda kesilen delikler içerisine yerleştiriliyor, ardından içlerine su ve çamaşır suyu karışımı dolduruluyor. Basit ama bir o kadar etkili olan bu buluş sayesinde güneş ışığı açılan delikten dikey olarak içeriye giriyor ve 360 derece yansıyarak bulunduğu ortamı aydınlatıyor.

İçerisinde su ve çamaşır suyu bulunduran plastik şişeleri 55W ila 60W arasında ışık veren ampullere dönüştüren girişimci, buluşunu güneş enerjisini en ekonomik kullanan buluş olarak nitelendiriyor. Plastik şişeden elde edilen ampullerin ömrü ise yaklaşık 10 ay. Manila’da ortaya çıkan bu buluşu yoksul kitlelere kazandırmak isteyen Massachusetts Institute of Technology (MIT) öğrencileri projeyi geliştirme yolunda gerçekleştirdikleri çalışmalar sayesinde söz konusu ampullerin 5 yıla kadar dayanmasını sağlamayı hedefliyorlar.

Oldukça kuvvetli bir ışık sağlayan plastik şişelerin ekonomik olmalarının yanında, Manila’nın yüzde doksan (90%)’ını oluşturan yoksul kesimin yaşam standardını da doğrudan etkileyecekleri kesin. Tabii sadece Filipinler değil, projenin düşük gelirli başka ülkeler için devrim niteliğinde olduğu düşünülüyor. Tüm dünyada gündüz elektrik için daha az para harcanması anlamına gelen proje ile yoksul ailelerin yiyecek ihtiyaçlarını karşılamaları da kolaylaştırılmış olacak. İçi sadece bir litrelik su ve çamaşır suyu karışımı ile dolu plastik şişelerden sadece Manila’da 10 bin tane üretilmesi planlanıyor.

Binaların ısıtılmasında çığır açan proje

Gelelim geçtiğimiz aylarda haberlerde yer alan başka bir güzel gelişmeye. İsveç`in başkenti Stockholm’daki metro ve otobüs gibi toplu ulaşım araçlarında yolcuların nefesinden enerji üretileceğini duydunuz mu?  Bu alanda hazırlanan proje kapsamında, İsveç'te tren ve otobüs garından gelen-geçen yüzbinlerce kişinin nefes buharı ve vücut ısısı bir havuzda toplanılarak su ısıtma sistemiyle birleştirilecek.

Stockholm’un merkezi tren istasyonundan günde yaklaşık 250 bin insan geçiyor. Bu insanlar istasyonda geçirdikleri zaman boyunca gerçekleştirdikleri aktiviteler sayesinde ısı meydana getiriyor. Bu şekilde toplanan enerji ile ısıtılan sular borular vasıtasıyla Stockholm’un merkezinde yer alan binalara pompalanarak binaların ısıtılması sağlanacak. Bu sistem sayesinde binaların ısınmasında kullanılan enerji talebini yüzde yirmi beş (25%) oranında azalmasına kesin gözle bakılıyor.

Türkiye güneş ve rüzgardan enerji üretecek

Gelelim daha yakımıza. Türkiye Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK)’nun güneş enerjisi santrallerine yönelik hazırladığı, güneşten elektrik üretmek için lisans başvurularının nasıl yapılacağına yönelik yatırımcılara bilgi sunan düzenlemeye göre güneş enerjisine dayalı her bir üretim tesisi için yapılacak yatırım başvurusunun kurulu gücü 50 mw'yi geçemeyecek ve başvurular en yakın trafo merkezine yapılacak.

Peki Türkiye’de bu alanda yatırım yapmak isteyenlerin geçeceği süreç neleri içeriyor? TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi) ve Enerji Bakanlığı’nın güneş enerjisi santrallerinin bağlanacağı trafo merkezleri ile kapasitelerini bildirmesi ile yatırımcılar ilgilendikleri bölgelere yönelik belli bir süre güneş ölçümleri yaparak sonuçları ile birlikte EPDK'ya başvuracak.

2011’in Ağustos ayında açıklan düzenleme kapsamında kampüslerinde kendi elektriklerini üretmenin yanında araştırma-geliştirme faaliyeti göstermek isteyen kurumlara yönelik kolaylık sağlanacak. Buna göre, “Kanunla kurulmuş araştırma ile yüksek öğretim kurumlarının, bilimsel araştırma geliştirme ve eğitim faaliyetleri kapsamında aynı dağıtım bölgesinde olmak, kendi ihtiyaçlarını karşılamak ve azami 10 mw kurulu gücü geçmemek kaydıyla yerleşkelerinde nükleer, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisi kurmak amacıyla uhdelerindeki anonim ya da limited şirketleri vasıtasıyla yapacakları lisans başvurularında” kolaylık sağlanacak.
Ülkedeki enerji kaynaklarının geliştirilmesi açısından büyük önem taşıyan by adımı atan EPDK başkanı Hasan Köktaş’a göre bugün 1600 megavatlara ulaşan rüzgar santralı kurulu gücünü uzun vadede 20 bin megavatlara, güneşte de sıfırdan başlayıp önce 600 megavata, sonra da çok daha büyük güçlere çıkarmak üzere bir sistem tasarlanmakta. Bu düzenleme sayesinde güneş yatırımcılarının neyi nasıl yapacaklarını, nasıl yarışacaklarını ve hangi kriterlere uymak zorunda olduklarını görerek yol alacakları kesin.

 

Nasıl Daha Verimli Isınabiliriz?

Ülkemizde kış ayları ile birlikte bulunduğumuz ortamları ısıtma ihtiyacımız artacaktır. Buna kısalan günler de eklenince kullandığımız aydınlatma miktarının da artacağını düşünürsek, bu anlarda alacağımız basit ama bir o kadar etkili önlemlerle bu kış gelen elektrik faturalarımız üzerinde düşündüğümüzden fazla kontrol elde edebiliriz. Peki bunu başarmak için ne gibi önlemler almak gerekir?

İlk adım olarak, bulunduğumuz ortamların ortalama sıcaklığının 20 dereceden fazla olmamasına özen göstermeliyiz çünkü bina içerisinde sıcaklığı 1 derece düşürme yüzde beş (5%)’lik yakıt tasarrufuna neden olur. Sadece kullandığımız alanları ısıtarak ihtiyacımız olmadığında ısıtıcıları çalıştırmamak gerekir. Boş alanları ısıtmanın israftan başka birşey olmadığını unutmayarak, hafta sonları veya tatil günleri evimizden ayrılıyorsak, ısıtıcının veya radyatörümüzün vanasının kapalı olduğundan emin olarak gereksiz harcamalardan kaçınabiliriz.

Bulunduğumuz ortamlarda sıcak hava hareketini önlememek ve ısınma amaçlı gerekenden fazla enerji harcamamak için ısıtıcı veya radyatörlerin önüne kesinlikle eşya koymamalıyız. Pencerelerimizden güneş çekildiği zaman ısının kaçmasını önlemek için perdelerimizi kapatmak önemlidir çünkü kapalı ve uygun perdeler, pencerelerden ısı kaybını yüzde yirmi beş (25%) oranında önleyebilir. Ancak perdeler radyatörlerin üzerini örtmemelidir.

Kış aylarında dış kapı ve pencereleri rasgele açmamalı ve açtığımız zaman hemen kapatmayı unutmamalıyız. Soğuk aylarda pencereye güneş ışınları değdiği zaman perdeleri açmak güneş enerjisi ile evlerimizin ısınmasına yardımcı olur. Güneş çekildikten sonra perdelerin kapatılmasıyla istenmeyen ısı kaybı önlenmiş olur.

Radyatör bağlantı borularının su sızdırıp sızdırmadığını kontrol etmek sızıntıların hemen tamir ettirilmesi için etkili bir yöntemdir. Gündüzleri odaları havalandırmak istediğimizde tüm pencereleri aynı anda açmak, yarım saat havalandırdıktan sonra tekrar hepsini kapamak ve bu esnada ısıtıcıyı çalıştırmamak gerekir.

Kış aylarında enerji kaybını engellemek açısından büyük önem taşıyan gerekli yalıtımı sağlamak için evlerimizdeki pencerelerin camlarını mutlaka çift cam yaptırmalı, tüm dış kapı ve pencereleri hava sızdırmaz hale getirmeliyiz. Güneşli havalarda pencerelerimizi temizlemek evlerimizin ısınmasına yardımcı olur. Isıtıcıların evdeki enerjinin yüzde kırk beş (45%)’ini tükettigini akılda bulundurarak gerekmediği zamanlarda ısıtıcıların kapalı olduğundan emin olmalıyız. Kış aylarında radyatörlerin üzerine herhangi bir malzeme kesinlikle koymamalı, radyatörlerin üzerinde çamaşır kurutmaktan çekinmeliyiz. Soguk kış aylarında odalarda çamaşır kurutmak odalarımızın zararlı ve toksik gazlarla dolmasına neden olabilir. Son olarak, ev veya apartmanlarımızdaki koridorları ısıtmaya gerek olmadığından koridorlardaki radyatörlerin kapalı olması doğru olacaktır.

Soğuk zamanlarda enerji sarfiyatını önlemek için ilgilenilmesi gerekilen bir diğer önemli alan su ısıtıcılarıdır. Sıcak su tankına dokunduğumuzda bir sıcaklık hissediyorsak, bu, termosifonumuzun çevresini yalıtmamız gerektiği anlamına gelir. Bu işlem sayesinde yüzde on (10%) enerji tasarrufu sağlamış oluruz. Bunun yanında, su tesistındaki sızıntılar tamir edilmeden bırakılırsa, bu sızıntılar yılda tonlarca suyun ve enerjinin israf edilmesine neden olur. Su ısıtıcılarını sıcak ev içerisinde su kullanılan yerlere yakın kurmak suyun istenilen yere gelinceye kadar soğumasını engeller. Isı kaybını azaltmanın bir diğer yolu ise sıcak su borularını yalıtmaktan geçer.

Banyo yapmak yerine duş almayı tercih ettiğimiz takdirde yüzde otuz (30%) daha az su kullanmış oluruz. Banyo yaparken ayarlanabilir aeratörlü duş başlığı kullanmak su sarfiyatını engellemek açısından önemlidir çünkü bu duş başlığı dakikada en fazla 9-12 litre su tüketirken diğer başlıklar 25-30 litre su tüketir. Böylece 5-6 dakikalık banyo esnasında 50-100 litre sıcak su ve benzer oranda enerji tasarrufu etmiş oluruz. Banyodaki kullanılımına ek olarak mutfaktaki belirli ihtiyaçlar için de sıcak suya gereksinim duyulur. Ancak unutmamak gerekir ki, yiyecekleri temizlerken ve kirli kapları çalkalarken sıcak su yerine soğuk veya ılık su kullanmak yeteridir. Mutfakta gerçekleştirdiğimiz işlemler boyunca gerekli sirkülasyonun en verimli şekilde sağlanması için havalandırıcıları yalıtmak gerekir.

Fazla miktarda enerji tüketen yalıtımsız eski su ısıtıcılarımızı iptal ederek bunların yerine yüksek verimli ve yalıtımlı su ısıtıcılarını tercih etmek mantıklı bir yaklaşımdır. Su ısıtıcılarını boş veya yarı dolu iken çalıştırmak ısıtıcıya zarar vereceğinden, kullanmadan önce ısıtıcının dolu olup olmadığını kontrol etmek önemlidir. Isıtıcının üzerindeki sıcaklık veya basınç tahliye vanası evlerimizin ve ısıtıcımızın zarar görmesini önler. Su ısıtıcısının termostatını banyo ve mutfaktaki işler için uygun olan maksimum 50 dereceye ayarlamak yeterlidir.

Su ısıtıcımızın dibinde zamanla tortu oluştuğunu unutmayarak, yılda bir veya iki defa 5 litre tortulu suyu dren etmeliyiz. Isıtıcıyı kullandığımız süre boyunca kesinlikle sert su tercih etmemeli, tatil günleri evden ayrılmadan önce ısıtıcıları mutlaka kapatımalıyız. Su ısıtıcısı satın alırken verimli ömür maliyetini hesaplamak en iyi kararı vermemizde yardımcı olacaktır. Bunu gerçekleştirmek için, ısıtıcının satın alma fiyatının üzerine, yıllık enerji maliyeti, tahmini ömür ve iskonto faktörünün çarpımından ortaya çıkan sayı eklenir. Bu denkleme göre doğru ısıtıcı seçiminde en önemli faktör ısıtıcının yıllık enerji maliyetidir.